Tr. Ottoman
Türkiye'nin Tanıtım Blog Sitesi
24 Mart 2011 Perşembe
Türkler Kısa Tanıtım
Türklerin kurduğu en eski devlet olan Hunlar, aynı zamanda Türk askeri teşkilat ve idareciliğinin de kurucularıdır. Osmanlılar zamanı dahil olmak üzere, bütün tarih boyunca Türk teşkilatının baş kaidesi olan sağ ve sol ikili nizam, Hunlar tarafından kurulmuştur.
Hun ordusu on bin, bin, yüz ve on kişilik gruplar halinde onlu sisteme göre teşkil edilmişti. Keçe çadırları içinde oturuyor ve besledikleri koyun, at ve sığır sürülerinden elde ettikleriyle geçiniyorlardı.
Çin Halk Cumhuriyeti, yüzölçümü itibariyle dünyanın üçüncü, nüfus itibariyle en büyük ülke. Güney Doğu Asya'da yer alır. Yüzölçüm 'dir. Başkenti Pekin olan ülkenin resmi dili Çince, para birimi Yuan'dır. Doğusunda Güney Kore, kuzeydoğusunda ve kuzeybatısında Rusya, kuzeyde Moğolistan, güneybatıda Afganistan ve Pakistan, güneyde Hindistan, Nepal, Butan, Birmanya Laos ve Kuzey Vietnam, doğusunda ise Büyük Okyanus ile çevrilidir.
Türk kavimlerini toplayıp, imparatorluk halinde birleştiren ilk büyük Hun Hükümdarı Teoman Yabgu’dur (M.Ö. 220). O zamanlarda Türk hükümdarlarına “Yabgu” deniliyordu.
bkz. Türk halkları
Teoman Yabgu’dan sonra Hun tahtına oğlu Mete Yabgu geçti. Mete zamanında yapılan fetihlerle
bkz. Teoman (lider)
Hun İmparatorluğunun toprakları
Hun Türklerinin kurduğu imparatorluk. Bu imparatorluk, Orta Asya'daki Hun imparatorluğu ve Batı Hun İmparatorluğu olmak...
Hazar Denizinden
Hazar Denizi Avrupa ve Asya Kıt’aları arasında dünyanın en büyük iç denizi. Eski adı Casprum veya Hyracnıum Mare’dir.
Hazar Denizinin güney kıyılarının bir kısmı İran’a aittir. Geri kalan kısmı Rusya Federasyonu, Türkistan, Kazakistan, azerbaycan toprakları içerisindedir. Uzunluğu 1200, genişliği 300 kilometredir. Açık denizlerle irtibatı yoktur. Bu yüzden de su seviyesi devamlı değişir. 1930 ile 1957 seneleri arasında denizin seviyesi normalden 26 m alçaldı. Bunun sonucu kapladığı ala
Japon Denizine kadar uzadı. Bu topraklarda çeşitli Türk kavimlerinin yanısıra diğer Altaylı kavimler de yaşıyordu. Mete devri, Hun imparatorluğunun en parlak devri oldu (M.Ö. 209-174).
Doğu Göktürkler siyasi bakımdan hep Çin’le karşı karşıya geldiler. Çin’le sık sık savaşlar yapılıyor, sonra arası uzun sürmeyen barış dönemleri geliyordu. Doğu Göktürk Devletinin başına Bumin kağandan sonra sırasıyla İstemi Kağan, Kara Kağan, Muskan Kağan, Tapo Kağan, İşbara Kağan, Çur Bağa Kağan, Tulan Kağan, Bilge Tardu Kağan, Türe Kağan, Şipi Kağan, Çuluk Kağan ve Kara Kağan Göktürk tahtına geçtiler. Bu Göktürk kağanları da önceki Türk hükümdarları gibi Çinli prenseslerle evleniyorlardı. Çinliler ise zaman zaman gönderdikleri diplomatlar, zaman zaman da bu Çinli hatunlar sayesinde Göktürk ülkesinde siyasi karışıklıklar ve parçalanmalar meydana getirebiliyordu. Nitekim Çinli İçing Hatunla evlenen Kara Kağan onun tesirinde kalarak Çin’e savaş açtı (630). Yapılan savaşlardan birinde Kara Kağan esir düştü ve Türkler Çin hakimiyetini tanımak zorunda kaldılar.
Göktürklerin en buhranlı döneminde açılan bu savaş Kara Kağan ve on binlerce Türk’ün esareti ve devletin yıkılmasıyla neticelendi.
582’de Doğu Göktürk Hakanlığından kesin olarak ayrılan Ötüken, Batı Moğolistan, Aral Gölü havalisi, Kaşgar, Maveraünnehr ve Merv’e kadar Horasan sahaları üzerinde hakim bulunan Batı Göktürk Kağanlığının hakimiyeti de uzun sürmedi. Tardu Kağan’dan sonra ülke şehzadeler arasında taht kavgalarına sahne oldu. Nihayet 630 yılı Doğu Göktürklerin olduğu gibi Batılıların da Çin hakimiyeti altına girdiği bir devir oldu.
630-680 arasındaki 50 yıllık zaman Göktürklerin istiklallerini kaybettikleri bir matem devresi oldu. Her ne kadar Orta Asya’da millet olarak Türkler varlıklarını, dil, inanç ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de, müstakil bir devletten mahrumiyet Göktürkler için haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağıydı. Kitabelerden anlaşıldığına göre Göktürkleri bu felakete düşüren sebepler üç noktada toplanmaktadır:
1. Sonra gelen devlet adamlarının kötü idaresi: “Kağan bilge imiş, cesur imiş; buyrukları bilge imiş, cesur imiş. Beyleri de kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreye göre tanzim etmişler. Sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, küçük kardeş büyük kardeş gibi olmadığı, oğul babası gibi olmadığı için bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz fena imişler... Türk beyler, Türk adını atmışlar, Çin beylerinin adlarını almışlar, Çin hakanına boyun eğmişler, elli yıl işlerini güçlerini ona vermişler.”
2. Türk kavminin yanlış tutum ve davranışı: “Türk budunu... Sen aç olduğun zaman tokluğunu düşünemezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap bitkin düştün. Müstakil hanlığına karşı kendin yanıldın. Doğuya gittin, batıya gittin, kutlu yurt Ötüken’i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın. Kemiklerin dağlar gibi yığıldı. Türk budunu kendi hakanını, bıraktı hüküm altına girdi. Hüküm altına giren Türk budunu öldü, mahvoldu.”
3. Çinlilerin bölücü ve yıkıcı propagandası: “Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi güzel imiş. Tatlı sözü, güzel hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış. İyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözüne ve güzel hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü.”
Millet kendisine de şöyle sesleniyordu: “Ülkeli bir kavim idim, şimdi ülkem nerede? Hakanlı bir kavimdim, hakanım nerede? Bu düşünceler içindeki Türk prensleri zaman zaman ihtilal teşebbüslerinde bulundularsa da hepsi kanlı bir biçimde bastırıldı. Bu hareketler arasında en çok hayret verici olanı 639 yılında Kürşad’ın ihtilal teşebbüsüdür. T’ang imparatorunun saray muhafız kıtası subaylarından olan Göktürk prensi Kürşad, Türk Devletini ihya etmek için 39 arkadaşı ile gizlice anlaştı. Bazı geceler şehirde dolaşmaya çıkan İmparator yakalanarak kaçırılacaktı. Fakat planın tatbik edileceği gece ansızın patlayan fırtına yüzünden imparator saraydan çıkmadı. Kararın geciktirilmesini mahzurlu gören Kürşad ve arkadaşları bu defa doğruca saraya yürüdüler. 40 Türk, sarayı ele geçirip başşehre hakim olmayı düşünüyorlardı. Yüzlerce muhafız telef edildiyse de dışarıdan sevk edilen orduyla başa çıkılamadı. Bunun üzerine saray ordularından seçme atları alarak Vey Irmağına doğru çekildiler. Ancak fırtına ve sel, köprüleri de yıkıp götürmüştü. Irmak kenarında Çin ordusuyla savaşa tutuşan Kürşad ve arkadaşları birer birer ecel şerbetini içerek bu dünyadan göçtüler.
Kürşad liderliğindeki kırk yiğit başarısız kaldılarsa da Türk milletinin kalbinde sönmez bir istiklal ateşini tutuşturdular. Onlardan sonra bu ateşle yanan Türkler her fırsatta baş kaldırdılar. Birkaç defa daha başarısız ihtilal teşebbüsünden sonra, nihayet 682 yılında Kutluğ Şad, etrafına topladığı Türklerle istiklalini ilan etti. Dağılmış boyları bir araya topladı. Bu sebeple İlteriş ünvanını aldı. Çinli bir prensesle değil bir Türk kızıyla evlendi. Bilge Han ve Kültigin adında iki oğlu oldu. Kutluğ ölünce yerine kardeşi Kapağan Han kağan oldu. 22 yıl saltanat süren Kapağan Kağanın ölümünden sonra memleket karışıklıklar içinde kaldı. Bunun üzerine İlteriş Kutluğ Kağanın oğulları Bilge Han ile Kültigin birleşerek idareyi ele aldılar. Bilge Han kağan, Kültigin ise ordu kumandanı oldu. Böylece Türk tarihinde ilk defa iki kardeş devlet idaresinde birlikte hareket etmiş ve hiçbir kıskançlık duymadan birbirlerine yardım etmiş oluyorlardı. Bilge Kağan ile Kültigin iç ve dış bütün tehlike ve tehditleri ortadan kaldırdılar. Başkaldıran herkese boyun eğdirdiler. Ülkenin, milletin ve devletin birliği sağlandı.
Göktürkler devrinin en önemli eseri Orhun Abideleri’dir. Göktürk yazısı ile yazılan üç abide 725-735 seneleri arasında diktirilmiştir. Burada, Bilge Kağan ile kardeşi başkumandan Kültigin’in ve Bilge Kağanın kayınpederi olan Vezir Bilge Tonyukuk’un bir ara Çin esaretine düşen Türk Devletini yeniden kalkındırmak için yaptıkları gayretler anlatılır ve gelecek Türk nesillerinin bu tecrübelerden istifadeleri istenir. Ayrıca istiklal fikri verilir. 745’te Göktürklerin yıkılması üzerine, Uygur Hanedanı Büyük Türk Hakanlığı tahtına geçti. Uygurlar devrinde Türkistan tamamen Türkleşti ve İranlı unsurlar dillerini bırakarak eridi. Bir kısmı da batıya çekildi. 840’ta kuzeyden gelen Kırgızlar, Uygurları bugünkü Moğolistan’dan sürünce, Doğu Türkistan’a yerleştiler. İlk Uygur hakanı olan Kutluğ Bilge Kül Kağan, atalarının inancındaydı.
Uygurlar devrinde Türklük bir din arayışı içine girdi. Aralarında; Maniheizm, Budizm, hatta Hıristiyanlık yayıldı. Bu devirde Türkler, yerleşik medeniyete geçerek, Doğu Türkistan’da pekçok şehir kurdular ve kurulu şehirleri genişlettiler. Uygur alfabesiyle binlerce eser tercüme edildi. Kağıt ve matbaa kullandıkları için bazı kitapları günümüze kadar ulaşan Uygurlar, bugünkü Moğolistan’ı kaybettikten sonra imparatorluk olmaktan çıktılar. Türkistan ve Kansu’da yaşayan bir Türk hanedanıyken 840’da Karahanlı hakimiyetine girdiler.
468’den 965’e kadar diğer bir Türk kavmi olan Hazarlar, Kuzey Karadeniz ve Kafkasya’da kudretli, yüksek kültürlü bir hakanlık kurdular. Bir kısmı Müslüman olan Hazarların kağan denen hakanları daha çok Musevi dinine girdiler ve bu dine giren yegane Türk kitlesini teşkil ettiler.
Diğer taraftan Avarlardan sonra onuncu asırda Peçenekler, Balkanlar ve Karadeniz’in kuzeyinde kudretli bir devlet kurdular. Peçenekleri takiben, Uzlar ve Kıpçaklar Avrupa’ya yerleşerek, Balkanlarda bir müddet hakimiyet sürdükten sonra Hıristiyan olup, Slavlaşarak Türklüklerini kaybettiler.
Sekizinci asırla 13. asır arasında yaşıyan en tanınmış Türk kavimleri; Uygurlar, Kırgızlar, Kıpçaklar, Karluklar, Peçenekler ve Oğuzlardı. Uygurlar, Göktürkler zamanında Altay Dağlarının kuzey doğusunda yaşıyorlardı. 745’te Göktürk Hanedanına son vererek kendi hanedanlıklarını kurdular. Göktürkler zamanında Baykal Gölü ile Yenisey arasındaki Sayan Dağları havalisinde yaşıyan Kırgızlar, daha ziyade mavi gözlü ve sarışın idiler. Dokuzuncu ve onuncu asırda Müslüman tüccarlar vasıtasıyla İslamiyeti kabul ettiler. Kıpçaklar, Büyük Kıymek kavminin en önemli koluydu. On birinci asrın ikinci yarısında Sirderya Irmağının kuzeyindeki bozkırın önemli kısmına hakim oldular. Moğol istilası sırasında esir alınan genç Kıpçak Türkleri İslam ülkelerine satılmıştır. Bunlar; Bağdat Abbasi halifeleri, Türkiye Selçukluları ve Eyyubilerin hassa ordularında hizmet etmişler ve 1250 yılında Mısır’da asırlarca devam edecek olan Memluk Devletini kurmuşlardır.
Karluklar, Göktürk imparatorluğuna dahil en önemli Türk kavimlerinden birisiydi. Göktürkler zamanında Balkaş Gölünün doğu kıyıları ile Kara İrtiş Irmağı kıyılarında oturuyorlardı. Dokuzuncu asrın ortalarından 13. asra kadarCeyhun ve Tarım Irmağı ve Balkaş Gölü arasındaki Türk ülkelerini idare eden Karahanlı Hanedanı Karluk kavmindendir. Oğuzlar, Türk camiasının belkemiğini teşkil eden mühim ve en büyük koldur. Tarihteki en büyük ve en muhteşem devletleri onlar kurdular. Göktürkler, Selçuklular, Osmanlılar, Oğuzların birer koluydu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)